Görüşlerinizi Paylaşın

Yapay Zeka Beyni Çürütüyor mu?

Yapay Zeka Beyni Çürütüyor mu?

Son yıllarda yapay zekâ hayatımıza sessizce değil, büyük bir devrim gibi girdi. Bilgiye erişme, üretme ve düşünme biçimimiz kökten değişti. Artık birkaç saniyede fikir bulabiliyor, karmaşık metinleri saniyeler içinde oluşturabiliyoruz. Ama bu kolaylığın görünmeyen bir bedeli olabilir mi?

Elbette “çürümek” mecazî bir ifade. Ancak beynin düşünme reflekslerini zayıflatan bir eğilimden söz etmek mümkün.
Bilim bu olguyu bilişsel dış yükleme (cognitive offloading) olarak tanımlıyor — yani bir işi kendi zihnimizle yapmak yerine dış bir araca devretmek.

Aslında hepimiz bunu yapıyoruz.
Telefon rehberine numaraları kaydediyoruz; artık ezberlemiyoruz.
Harita uygulamaları olmadan yön bulmakta zorlanıyoruz.
Ve çoğu zaman, metinleri bile kendi kelimelerimizle yazmak yerine yapay zekâdan destek alıyoruz.

Bu davranışların ortak noktası şu: beynimiz biraz daha az çalışıyor.
Zamanla düşünme, hatırlama ve planlama kaslarımız zayıflıyor.
Yapay zekâ araçlarını sık kullanan kişilerin eleştirel düşünme becerilerinin azaldığı görülüyor.
Sebebi oldukça basit: beyin artık “düşünmeye gerek duymamayı” öğreniyor.

2025 yılında MIT Media Lab tarafından yürütülen bir araştırma, yapay zekâ destekli yazma süreçlerinin beyindeki bilişsel aktivite üzerindeki etkilerini doğrudan incelemiştir.
Katılımcılar üç gruba ayrılmıştır: kendi başına yazanlar, internet üzerinden araştırma yaparak yazanlar ve yapay zekâ desteğiyle yazanlar.

Elde edilen sonuçlar, yapay zekâ kullanan grubun beyin aktivitesinin — özellikle dikkat, planlama ve hafıza ile ilişkili bölgelerde — diğer gruplara göre belirgin biçimde daha düşük olduğunu göstermiştir.
Bu durum, katılımcıların görevleri daha kısa sürede tamamlamalarına rağmen süreç boyunca daha az bilişsel çaba harcadıklarını ortaya koymaktadır.

Araştırmacılar, bu etkinin geçici mi yoksa kalıcı mı olduğunu henüz kesinleştirememiştir.
Ancak genel kanı, yapay zekâ kullanımının belirli bilişsel işlevlerde “bilişsel yük hafiflemesi” yaratarak düşünme çabasını azalttığı yönündedir.
Bu, beynin yapısal olarak zarar gördüğünü değil, belirli görevlerde daha az aktif hâle geldiğini göstermektedir.

Araştırmada yer alan insan değerlendiriciler, yapay zekâ tarafından üretilen metinleri genellikle “duygusal derinlikten yoksun” ve “sınırlı sözcük çeşitliliğine sahip” olarak nitelendirmiştir.
Stil farklılıklarının azlığı ve anlatımın mekanik yapısı, bu metinlerin teknik doğruluğuna rağmen insana özgü ifade zenginliğini taşımadığını göstermiştir.

Yazma becerileri tam olarak gelişmeden önce yapay zekâ araçlarına başvurmak, öğrenme sürecini olumsuz etkileyebilmektedir.
Çünkü yazı üretimi yalnızca bir iletişim biçimi değil, aynı zamanda düşünme, organize etme ve hatırlama süreçlerini de güçlendiren bir bilişsel egzersizdir.
Bu süreç otomatik araçlara devredildiğinde, bireyin zihinsel derinliği ve ifade kapasitesi yüzeyselleşme eğilimi gösterebilir.

Oysa bu çağda güçlü kalmanın yolu belli:
Sorgulamaya, üretmeye ve düşünmeye devam etmek.

Yapay zekâyı bir koltuk değneği gibi değil, bir egzersiz aleti gibi kullanırsak beynimiz hem daha güçlü hem de daha esnek hale gelir.
O zaman teknoloji bizi tembelleştirmez; tersine, düşünmeyi yeniden öğretir.

Kaynak: MIT Media Lab (2025) / Your Brain on ChatGPT: Measuring Cognitive Load in AI-Assisted Writing

İÇİN TEKLİF AL